1 Haziran 2013 Cumartesi

AFET EĞİTİMİ HAZIRLIK GÜNÜ (12 Kasım)


AFET EĞİTİMİ HAZIRLIK GÜNÜ
(12 Kasım)
          Ülkemizin coğrafi konum olarak deprem kuşağında yer alması nedeniyle deprem gibi doğal afetlerde ülkemizde çok fazla can ve mal kaybına yanı sıra sanayi tesislerinin tahrip olmasına, yol, su, elektrik, kanalizasyon gibi alt yapı tesislerinin büyük oranda tahrip olmasına ve zarar görmesine yol açmaktadır.
          Bu nedenle; olabilecek depremlerden en az şekilde etkilenip can ve mal kaybını en aza indirmenin yollarından bir tanesi de toplumun her kesiminde deprem bilincini oluşturmaktır. Bu amaçla yurdumuzda her yıl 12 Kasım günü “Deprem Eğitimi Hazırlık Günü” olarak ilan edilmiş ve bu amaçla okullarımızda çeşitli etkinlikler düzenlenmesi yoluna gidilmiştir.
          Deprem bilinci oluşturmanın en önemli yollarından bir tanesi de eğitimdir. Ülkemizde deprem bilincini oluşturmak için değişik zamanlarda çeşitli eğitim faaliyetleri gerçekleştirilmiştir.
          Halkın eğitimi ve bilinçlendirilmesi amacıyla M.E. Bakanlığı yaptığı ortak çalışmalar çerçevesinde; İstanbul, Bursa, Çanakkale, Sakarya, Afyon ve Yalova illeri ve ilçelerinde 4000'den fazla öğretmen "Temel Afet Bilinci Eğitmen Eğitimi" programına katılıp başarılı olmuş ve bu eğitimi 30.000'den fazla öğretmene ve okul çalışanına, 1,5 milyondan fazla öğrenciye ve on binlerce veliye aktarmıştır.
          Eğitimle ilgili nüfusun deprem bölgelerinde bir hayli yoğun olması ve deprem bilincinin oluşturulmasında ana görevin eğitime düşmesi sebebiyle Millî Eğitim Bakanlığı ile Boğaziçi Üniversitesi Kandilli Rasathanesi ve Deprem Araştırma Enstitüsü arasında "TÜRKİYE TEMEL AFET BİLİNCİ EĞİTİMİ PROJESİ" adı altında bir çalışma başlatılmıştır. Proje, ABD Uluslararası Kalkınma Ajansı Yabancı Ülkeler Afet Destek Ofisi (USAID/OFDA-US Agency for International Development/The Office of Foreign Disaster Assistance) tarafından desteklenecektir. 
İşyeri ve Organizasyonlar İçin Afete Hazırlık Kaynakları
Deprem, bir dakikadan daha kısa bir sürede insanları işlerinden ve işyerlerinden edebilir. Depreme hazırlanma kararını vermek için de bir dakikadan az bir zaman yeterlidir. Depreme karşı hazırlık çalışmaları ön bilgi ve küçük önlemlerden ibarettir. Afet zararlarının azaltılması iyi bir yatırımdır. Geri dönüşü çok yüksektir. Yüksek sismik risk içeren bölgelerde deprem hazırlık planlaması öncelikli iş olarak algılanmalı ve gereği yapılmalıdır! Aksi takdirde deprem iş, işyeri ve gelir kayıplarına neden olabilir.
Bu eğitim kaynaklarının amacı; kendimizi ve çevremizdekileri gelecek bir afete hazırlamak için; depreme hazırlık konularının, sorumlulukların ve planlama işleminin genel çerçevesini vermek, afet bilincini yükseltmek, pek çok küçük adım atarak alınan önlemlerle afet riskinin azaltılabileceği bilgisini yaygınlaştırmaktır.
Aileniz için bir deprem anında nasıl hareket edeceğinizi düşünün ve kendinize göre planlama yapın. Bu amaçla; Evinizin her odasındaki güvenilir yerleri belirleyin.
Evin tehlikeli noktalarını bilin, (pencereler, aynalar, asılı eşyalar, şömineler ve yüksek mobilya)
Pratik egzersizler yapın. Çocuklarınızla evin içerisindeki güvenilir noktalara yerleşin.
Bölgenizdeki Kızılay, Sivil Savunma veya diğer toplum kuruluşlarından ilkyardım kurallarını öğrenin.
Birbirinizden ayrı olmanız halinde ailenizin nerede buluşacağını belirleyin; Bu yerler herkesin bildiği yakın çevreden olsun. Örneğin; Komşunun veya size yakın oturan akrabaların evi, mahallenizdeki okul ve camilerin avluları ile parklar.... gibi.
Belirlemiş olduğunuz bu yerlerde buluşmanız mümkün olmayabilir çünkü bu yerler de depremden zarar görmüş olabilirler. Bu sebeple oturduğunuz şehirden en az 100 km. uzakta yaşayan bir akrabanızı haberleşme aracı olarak seçin.
Yukarıdaki bilgileri içeren kartlardan hazırlayın. "AİLEYLE TEKRAR BİR ARAYA GELME" kısmındaki boşlukları doldurun ve tüm aile bireyleri için çoğaltın. Evde herkese cüzdanlarında, çantalarında veya ceplerinde taşımaları için verin. Bu isim ve telefon numaralarını daima yanınızda taşıyın. Tüm aile üyelerinin, depremden sonra en kısa sürede, önceden belirlemiş olduğunuz bu kişiye haber vermelerini söyleyin. Ve sizde aynı şekilde bu kişiye nerede ve nasıl olduğunuzu söyleyin. Eğer tüm aile üyeleri seçmiş olduğunuz kişiye haber verebilirse, birkaç gün bir araya gelemezseniz dahi, birbirinizin nerede ve nasıl olduğundan haberdar olabilirsiniz. Birbirinizden haberdar olabilmek kaygı ve stresinizi oldukça azaltacaktır.
Sizin için önemli olan telefon numaralarını en kolay şekilde ulaşabileceğiniz bir yerde saklayın.
Aileniz için önemli olan tapu senet sözleşme gibi belgeleri sağlam bir yerde veya naylon poşet içine koyarak dış etkilerden zarar görmeyecek şekilde ayarlayın
Bu belgelerin arasına bir de ÖNEMLİ AİLEVİ BİLGİLER çizelgelerini doldurarak saklarsanız yararlı olacaktır.
Aile bireyleri için; bilek veya boyunda taşınabilen madeni künyeler (Adı, soyadı, doğum yeri, doğum tarihi, dini ve kan grubu) hazırlayın. 
Aileniz için taşınabilir bir ilkyardım çantası hazırlayın ve ulaşılabilir bir yerde hazır bekletin
Evlerimizi sağlam zemin üzerine müsaade edildiği kat sayısı kadar sağlam malzeme kullanarak yapmalıyız.
Hatların zarar görmemesi halinde, gaz, su ve elektriğin nasıl kapatılacağını öğrenin.
Evinizdeki bütün odaların en güvenli yerlerini önceden belirleyin. Bu yerler arasında: İki duvarın birleştiği köşe, sağlam bir masanın altı veya yanı, kaloriferlerin veya buzdolaplarının yanı, çekyat veya kanepelerin yanı olabilir. Deprem anında panik yaşayabilir ve doğru düşünemeyebilirsiniz. Böyle bir durumda önceden nerelere saklanabileceğiniz belirlemeniz, bunu ailedeki herkese öğretmeniz ve zaman zaman denemeniz faydalı olacaktır.  
Evinizde hasar görebilecek ve/veya verebilecek eşyaları planın uygun yerine not edin.
Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek bulundurun.
Büyük bir deprem eşyalarınıza önemli zarar verebilir. Aslında, deprem zararlarının üçte birinin bina ile ilgili olmayıp, içindeki eşyalardan ve aletlerden kaynaklandığı tahmin edilmektedir. Bu mobilyalar, ev aletleri ve diğer eşyaları kapsar.
    a   Ağır Eşyaları ve Su Tanklarını Sabitleme;
Evimizin içinde bulunan ağır eşyaları ve su depolarını sabitleyelim ki deprem anında bunlar sallanıp devrilmesin geçiş yolumuzu kapamasın veya çıkış kapışlarının önünü kapayıp çıkışımıza engel olmasın
    b    Eşyaları Raf Üstlerine Sabitleme;
Televizyon, müzik seki, bilgisayar ve mikrodalga fırın gibi raf üzerindeki eşyaları deprem esnasında depremlere beraber ileri geri hareket ederek devrilmelerine veya yaralanmalara sebebiyet vermemesi için oldukları yerlere bant veya kanca ile sabitlenmeli.
   c    Ayna ve Tablo ve asılı duran eşyayı Sabitleme;
Evimizde bulunan ayna tablo avize gibi eşyaları deprem anında salınım sonunda düşüp kırılmamaları ve etrafa cam parçaları saçmamaları için sabitleyelim.
   d    Mutfak ve Banyo Dolaplarını Sabitleme;
Mutfak ve banyo dolap kapakları yer hareketi ile birlikte genellikle kendiliğinden açılır ve içindekilerin hepsi yere düşer. Sürgü takmak dolapların içindekileri yerinde tutmaya yardım eder.
Acil durumlar için yiyecek, su, ilaç, ilkyardım çantası, alet ve giyecek bulundurun.
Aile bireylerinin kimliklerini gösteren bir tablo sağlık malzemeleri, önemli telefon numaraları içeren notlarınızı unutmayın mutlaka kolay ulaşabileceğiniz bir yerde olsun arada bir örnek uygulamalar yaparak deprem anında ki heyecan ve telaştan kendinizi koruyun ve bilinçli hareket edin.




DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
(20 Kasım)
Türkiye Felsefe Kurumu tarafından getirilen öneri sonucu UNESCO tarafından kabul edilen Dünya felsefe günü her yıl kasım ayının üçüncü Perşembe günü kutlanmaktadır. Bu önerinin ülkemiz tarafından dünya gündemine taşınması ayrı bir övünç kaynağımızdır. Ama en önemlisi dünya sorunlarına savaşarak değilde düşünerek çözüm bulma yönünde atılacak atımlara vesile olmak insanlık adına daha büyük bir övünç kaynağı olsa gerektir. 
1946 yılında resmen yürürlüğe giren Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Kurumu (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization: UNESCO), savaş ve çatışmaların ilk çıkış yerinin insan zihni olduğunu belirtir. Dünyamızdaki olumsuz gelişmelerin önce zihinlerde başlaması nedeniyle, UNESCO'nun birtakım ilkeleri yaygınlaştırmayı amaçladığını görüyoruz. UNESCO Eski Genel Direktörü Federico Mayor, 17 Aralık 1996'da ''UNESCO için Felsefi Ufuklar'' konulu toplantıda yaptığı konuşmada, UNESCO'nun özel olduğunu, çünkü kuruluşundan beri hep felsefe eğitiminin önemini bildiğini vurgulayarak şunları dile getirmektedir:
''İleri teknoloji ile aç çocukların hala yan yana bulunduğu, sürekli olarak yeni ve çok defa önceden kestirilemeyen ilerlemelere tanıklık ettiğimiz bir dünyada, kişisel özerkliğe, düşünce özgürlüğüne ve etik yargıda bulunmaya gitgide daha çok önem vermeliyiz. İşte bu bakımdan felsefe eğitimi açıkça yirmibirinci yüzyılın anahtarlarından biridir.''
UNESCO, felsefî bilinci yaygınlaştırmak amacıyla 18 Kasım gününü Dünya Felsefe Günü olarak ilân etmiştir. Gün dolayısıyla, ülkemizde çeşitli kurum ve okullarda günün anlam ve önemini belirten açıklamalara yer verilmesi insanlık ve dünyamızın geleceği açısından sevinilecek bir gelişmedir.
Felsefe bize ezbere kaçmadan insanca yaşamak için düşünmeyi daha önemlisi doğru düşünmeyi öğreten temel bilimdir. Eğer insanoğlu bir eylemi yapmadan önce mantıklı bir düşünce ile hareket etmeyi öğrenirse mutlaka doğabilecek birçok sorun doğmadan ortadan kalkabilecektir. Bunu sağlayabilecek en büyük kaynak ta felsefe olduğunu bilmeliyiz.
Savaşların, çatışmaların bitmek bilmediği ve savaş tacirlerinin her türlü yolu ve yöntemi kullanmaktan çekinmedikleri günümüz dünyasında, barış, özgürlük, insan hakları, insan onuru, insanın değeri, eşitlik, adalet vb. kavramların ve değerlerin savunulmasında ve insan eylemlerinin ilkelerini ve ereklerini oluşturmasında, felsefenin temellendiriciliği ve aydınlatıcılığı büyük önem taşımaktadır. Günümüzün sorunları karşısında, bilim insanları ve sanatçılar kadar felsefecilerin/filozofların sorumlulukları da büyümektedir. Çünkü bu dünyanın daha iyi, daha insancıl bir dünyaya dönüştürülmesinde ve uygarlık maskesiyle gizlenmeye çalışılan modern barbarlıklara başkaldırmada felsefenin işlevi yaşamsal bir önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki, felsefe insanlık ve uygarlık tarihinde önemli bir tarihsel güçtür.
Dünya Felsefe Günü, dünya sorunlarına felsefe ile bakma bilincinin yaygınlaştırılmasında önemli bir işlev oluşturacaktır. Böyle bir günün saptanmasında, Uluslararası Felsefe Kurumları Federasyonu'nun çok değerli çabaları olmuştur. Türkiye Felsefe Kurumu sözü edilen federasyonun aktif bir üyesidir. Dolayısıyla Kurum sivil toplum kuruluşu olarak, gerek ülkemizde gerekse dünyada felsefe ve insan haklarının bilincinin yaygınlaştırılmasında önemli sorumluluklar üstlenmiştir.
Dünya felsefe günü nedeniyle, felsefenin gündeme gelmesi felsefenin öneminin vurgulanması felsefe ile ilgili cevaplar bulunması her yönüyle faydalı olacaktır.   
UNESCO DÜNYA FELSEFE GÜNÜ
Günümüzde felsefe eğitimi görmenin her insan için bir hak olduğu çağdaş filozoflarca  öne sürülüyor. Boston'da  yapılan 20. Dünya Felsefe Kongresi'ne konu başlığı olarak " İnsanlığın Eğitiminde Felsefe” , İstanbul’da bu yıl yapılan 21. Dünya Felsefe Kongresi’ne “ Dünya Problemleri Karşısında Felsefe” adının verilmesinin ve bu başlıkla ilgili konuların ağırlık kazanmasının nedenlerine dikkat etmek gerekir.
Küreselleşen dünyamızda, verili bir değerler sistemi içine doğan, büyük ölçüde onun tarafından belirlenen kişinin, verileni  eleştiri süzgecinden geçirebilen, olanı biteni düşünme ve değerlendirme konusu yapabilen biri olabilmesi, nitelikli bir felsefe eğitimine bağlıdır. 1995 de Paris'te  UNESCO tarafından düzenlenen “Dünyada Felsefe ve Demokrasi” konusundaki uluslararası toplantının sonuç bildirgesi, toplantıya katılan tüm ülkelerin imzasıyla uluslararası toplumun  felsefe eğitiminin yaygınlaştırılması konusundaki kararlılığının önemli bir göstergesi olmuştur. Seminerde, demokrasi ile felsefe eğitimi arasında sıkı bir bağ olduğu, her yaştan çocuklar ve gençler arasında felsefeye ilginin arttırılmasına yönelik çabaların desteklenmesi gerektiği dile getirilmiştir.  Bu kararlılığın bir sonucu olarak “Dünya Felsefe Günü” kutlamaları üç yıldır dünyaca kutlanıyor. Bu yıl 17 Kasım 2005 Perşembe günü böyle bir kutlamayı gerçekleştiriyoruz.
UNESCO’dan gelen çağrı yazısının   önsözü şöyle diyor:
UNESCO neden  “Felsefe Günü”nü kutluyor, felsefeye neden  yer ve zaman ayrılıyor? Çünkü  felsefe her şeyin üstünde olan bir düşünme süreci, düşünce özgürlüğü ve özgür bir zihin alıştırmasıdır. Çünkü felsefe,  bütün diğer disiplinlerin kalbindeki itici güçtür.  Zorbalığa karşı koruyan eleştirinin en temel öğesidir. O, aklın kendi kendisinin efendisi kalmasını sağlar, böylelikle otoritenin kör ve her türlü temelsiz tezlerinin çürütülmesine olanak sağlar.
Felsefi düşünceyi geniş kitlelere açmak, felsefeyi özel bir  merak ve ilgi  konusu yapmaktan çıkararak  istenilen bir konu haline getirmek  başlıca amacımızdır. 21 Kasım 2002’yi 1. UNESCO günü ilan edişimizin nedeni budur.
Bilgi sevgisiyle bir araya gelen öğrenciler, öğretmenler ve akademisyenler için UNESCO’nun çatısı altında toplanmaktan daha iyi bir şey düşünebiliyor musunuz? Bu  belgede, her yıl başarıyla kutlayacağınızı umduğumuz bu gün için planlanan etkinlikler özetlenmiştir. Gelecek yıllarda UNESCO’yu bir felsefe forumu, özgür konuşma yeri haline getirmek Felsefe  ve İnsan Bilimleri Biriminin amacıdır.”
Türkiye Felsefe Kurumunun,  1993 yılında kurduğu "Çocuklar İçin Felsefe Birimi”,  ülkemizin  bu konudaki duyarlılığını gösteren önemli bir adımdır.  Felsefe eğitiminin  gençlerin çoğu için yalnızca lise son sınıfta başlayıp  bitmesi ve üstelik son sınıf olmanın getirdiği üniversite sınavları stresi dolayısıyla daha da yetersiz kalması başka çözüm arayışlarını gerektirmiştir. Çözüm olarak ders sınırlarını aşan eğitsel çalışmalar yaparak bu açığın kapatılması hedeflenmiştir.
Türkiye Felsefe Kurumu, UNESCO’nun bu amaçlarını her ülkeden önce hayata geçirmiştir.
Türkiye Felsefe Kurumu, 1993 yılından bu yana her yıl lise düzeyindeki Uluslararası Felsefe Olimpiyatlarına öğrencilerimizin katılmasını sağlamakta ve 1996 yılından bu yana bu yarışmaların Ulusal bölümünü meydana getiren Türkiye Felsefe Olimpiyatlarını, Milli Eğitim Bakanlığı onayı ve desteğiyle sürdürmektedir. Öğrencilerimiz şimdiye kadar bu yarışmalarda birincilik, üçüncülük, beşincilik  gibi çok iyi dereceler almışlardır. Kolaylıkla tahmin edileceği gibi bu derecelerin yalnızca liselerdeki felsefe derslerinin katkılarına rıza göstererek alınması mümkün değildi. Bu pratik kaygı, okullarda felsefe kollarının kurulmasını bir gereklilik haline getirdi. Ancak başlangıçta olimpiyata hazırlanmak için başlayan bu girişim, zaman içinde bu hazırlığın yanında öğrencilerin girdiği bir arayışın ürünü olarak felsefe öğretmenlerimizin de desteğiyle  felsefenin kendisi için yapılır hale gelmesini sağlamıştır. 
Nuran Direk –Türkiye Felsefe Kurumu Çocuklar İçin Felsefe Birimi Başkanı
 




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Blog Listem